6. Sempozyum Şubat 2020 – Sunum Özetleri

Uz. Dr. Tahir Özakkaş – Açılış Konuşması

Özet metin eklenecektir…

Doç. Dr. Esra Yazıcı

Psikiyatri Alanında Koruyucu Ruh Sağlığı Hizmetleri

Günümüzde dünyada ve ülkemizde psikiyatrik bozukluklar yeti yitiminin en önemli nedenlerinden birisi haline gelmiştir(1). Türkiye Ruh Sağlığı Profili Çalışması Türkiye’de ruhsal hastalıkların sıklığı hakkında bize bilgi vermektedir. Bu çalışmaya göre Türkiye’de nüfusun %18’i yaşam boyu bir ruhsal hastalık yaşamaktadır(2). Yeti yitimine en çok neden olan on hastalıktan beşinin depresyon, şizofreni başta olmak üzere psikiyatrik bozukluklar olduğu bildirilmiştir. Psikiyatrik sorunların yeti yitimine yol açan hastalıklar içinde önemli bir yer kaplaması, hastalıkların uzun süreli seyri,  kentleşme, toplumsal ilişkilerdeki değişim gibi sosyodemografik  değişikliklerle ilişkili olabilir(1). Psikiyatrik rahatsızlıkların yeti yitimi oluşturması dışında tedavisi için artan maliyetlerle de ilişkilidir. Koruyucu ruh sağlığı hizmetlerin hastalıkların oluşması ve nükslerin önlenmesi, hastalarda oluşan işlev kayıplarına yönelik rehabilitasyon faaliyetlerini içermektedir. Tüm rahatsızlıklarda olduğu gibi psikiyatrik rahatsızlıklarda önleyici faaliyetler yüksek organizasyon ve altyapı gerektiren ancak verimliliği yüksek olan faaliyetlerdir. Ayrıca sadece psikiyatristleri içermeyen birçok disiplinin iş birliği içinde olduğu bir organizasyonu gerekli kılar. Keza önleyici faaliyetlerde olduğu gibi hastalarda gelişen işlev kayıpları ve nükslerin önlenmesine yönelik faaliyetlerde benzer bir iş birliğini gerekli kılar. Bu nedenle Türkiye’de ve Dünyada toplum temelli bu hizmetler özellikle kronik psikiyatrik rahatsızlıklara yönelik olarak “toplum Ruh sağlığı merkezleri”(TRSM)  olarak kurulmuştur ve yaygınlaşmıştır(3). Bu kurumlarda psikiyatrist, psikolog, sosyal hizmet uzmanları, psikiyatri hemşireleri hatta ergoterapi uzmanları bu hastaların topluma yeniden kazandırılmaları için birlikte çalışmaktadırlar(2). Ülkemizde ruh sağlığı hizmetlerine özel sektörün katkısı sınırlı düzeydedir ve henüz çok disiplinli bir ruh sağlığı hizmetini düzenleyen bir ruh sağlığı yasası yoktur. Psikiyatri kliniği, çocuk psikiyatristi ve psikiyatrist sayısı henüz Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığı zaman yeterli seviyeye gelmemiştir. Bu alanlarda ki eksiklerin giderilmesi ve TRSM’ lerde olan uygulamalara benzer şekilde koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinde önleyici faaliyetlere ilişkili olarak multidisipliner yaklaşımı içeren bir ruh sağlığı politikası geliştirilmesi de gerekli gibi görünmektedir.

  1. Binbay T, Direk N, Aker T, Akvardar Y, Alptekin K, Cimilli C, et al. Türkiye’de psikiyatrik epidemiyoloji: yakın zamanlı araştırmalarda temel bulgular ve gelecek için öneriler. Turk Psikiyatri Derg. 2014;25:264-81.
  2. Yanık M. Türkiye Ruh Sağlığı Sistemi Üzerine Değerlendirme ve Öneriler Ruh Sağlığı Eylem Planı Önerisi. Psikiyatride Derlemeler, Olgular ve Varsayımlar. 2007;Özel Sayı.
  3. Bilge A, Mermer G, Çam M, Çetinkaya A, Erdoğan E, Üçkuyu N. Türkiye’deki toplum ruh sağlığı merkezlerinin 2013-2015 yıllarının profili. Kocaeli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi. 2016;2(2):1-5.

Doç Dr. Ahmet Bülent Yazıcı

Bağımlılık Alanında Koruyucu Ruh Sağlığı Hizmetleri

Bağımlık artık tüm dünyada kronik, relapslarla giden bir beyin hastalığı olarak kabul edilmektedir. Bağımlılık sadece biyolojik bir hastalık olmaktan çok daha karmaşık bir rahatsızlıktır(1). Bağımlılık türüne göre fiziksel semptomlara neden olduğu gibi psikolojik ve sosyal problemleri birlikte getirmekte ve daha çok ergen ve genç erişkin bireyler için risk oluşturmaktadır. Bağımlılık sağlıklı bir nesil yetiştirmenin önünde bir engel teşkil ederek önemli toplumsal sorunlara yol açabilmektedir. Diğer yandan bağımlılıkla ilgili araştırmalar özellikle bazı psikiyatrik rahatsızlıkların bağımlılık riskini artırdığını bildirmektedir. Bağımlılık genetik yatkınlık dışında madde ya da ortamla temas etme, başlama yaşı, maddeye ulaşılabilirlik, yüksek risk alma davranışı, düzensiz aile yaşantısı, eğitim seviyesi gibi birçok faktörle ilişkili olarak ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda bağımlılıkla mücadelede koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinin önemi ortaya çıkmaktadır. Koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinin yapılandırırken çok disiplinli bir yaklaşıma ihtiyaç olduğu açıktır. Bu hizmetlerin yürütülmesinde hekimler bireylerle genellikle sorun yani bağımlılık geliştikten sonra karşılaşmakta ve ilaç ve ilaç dışı tedavileri uygulamaktadırlar. Ancak daha önce belirtildiği gibi  bağımlılıkta riskli bireyler ergenlerdir ve  ilk deneyim genellikle  20 yaşından önce olmaktadır(2).  Bu bireylerin problemlerinin farkına varmaları ve tedaviye başvurmaları duymaları çoğu zaman uzun yıllar almaktadır. Bu nedenle riskli bireylerin, yeni kullanıcıların ya da bağımlılık sürecine yeni girmiş bireylerin tespiti için sahada çalışan diğer ruh sağlığı profesyonellerine ihtiyacı doğurmaktadır. Bu alanda özellikle psikolojik danışmanlar, psikologlar ve bazen aile hekimleri rol alabilir. Başka bir açıdan da özelikle madde bağımlılığında olayın adli yönü olduğu dikkate alınmalıdır. Bağımlılığın gelişimi aile içi iletişim problemleri ile ilişkili olduğu gibi aile içi çatışmalara yol açar. Bu çoğu zaman aile danışmanlığını da gerekli hale getirmektedir. Ayrıca sosyal hizmet uzmanlarına da sürecin her aşamasında görev düşmektedir. Bununla birlikte koruyucu sağlık hizmetlerinin organizasyonu her ne kadar gerekli olsa da hassas bir konudur hassasiyetler, etik kurallar dâhilinde, kişiye özel veriler gizliliği dikkate alınarak yapılmalıdır.

  1. Zou Z, Wang H, d’Oleire Uquillas F, Wang X, Ding J, Chen H. Definition of Substance and Non-substance Addiction. Advances in experimental medicine and biology. 2017;1010:21-41. PubMed PMID: 29098666. Epub 2017/11/04. eng.
  2. Yazici AB, Yazici E, Akkisi Kumsar N, Erol A. Addiction profile in probation practices in Turkey: 5-year data analysis. Neuropsychiatric disease and treatment. 2015;11:2259-63. PubMed PMID: 26345237. Pubmed Central PMCID: PMC4556260. Epub 2015/09/09. eng.

Uz. Dr. Saliha Kopan Eynallı

Çocuk Hekimi Gözüyle Koruyucu Ruh Sağlığı Hizmetleri

Günümüzde çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlarının iş alanlarını bebeğin doğumundan 18 yaşına kadar olan süreçte tıbbi hastalıkların tanı ve tedavisi, aşı takiplerinin yapılması ve büyüme gelişmenin izlenmesi olarak söylenebilir.

      Çocukların beden sağlığı takibinin yanında etkin bir ruh sağlığı takibi de gerekmektedir. Çocuk sağlığı hastalıkları uzmanlarının da en sık duymaya başladığı soruların başında ”nasıl daha iyi anne/baba olurum,  psikolojik anlamda nasıl daha sağlıklı çocuk yetiştiririm” gibi sorular gelmektedir. Çocuk hekimleri olarak bizler çocukların ruhsal gelişimi konusunda yeterli seviyede eğitim almamaktayız ve bu sorulara yanıt vermekte zorlanmaktayız.

Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olarak yönlendirme ihtiyacı duyduğumuz konular aşağıda sıralanmıştır:

  1. Anne babaların ruhsal olarak sağlıklı çocuklar yetiştirebilmeleri için pedagojik bilgilendirme amacıyla yönlendirme,
  2. Aileye yeni bebek gelmesi, boşanma, ebeveynlerin çocuktan uzak kalması, kreş ve anaokuluna başlangıç dönemi, aile içi krizler, okul veya ev değişiklikleri, aile içi bireylerden birinde tıbbi veya psikolojik sorun olması gibi çocuğu etkileyebilecek aile içi veya çevresel değişiklikler,
  3. Hırçınlık, yalan söyleme, idrar kaçırma, kaka tutma, tırnak yeme, çocukluk çağı mastürbasyonu, dikkat eksikliği, otizm, sosyal fobi, alkolizm, konuşma bozuklukları, tikler, fobiler, panik ataklar, sınav kaygısı, depresif bozukluklar gibi psikolojik temelli sorunlar,
  4. Astım, diyabet, lösemi, kalp yetmezliği, epilepsi, metabolik hastalıklar, kronik böbrek yetmezliği gibi süreğen hastalıklar gibi tıbbi temelli hastalıklarda destek amaçlı yönlendirme.

Bir çocuğun tıbbi anlamda özellikle süreğen bir hastalıkla karşılaşması o çocuğun psikolojik durumunda korku ve kaygı ile başlayan çok çeşitli sorunlar ortaya çıkarabilir. O nedenle bu tür tanı alan çocukların tedavilerinin iyi bir şekilde yapılması için psikolojik desteğe ihtiyaçları kaçınılmaz bir durumdur. Hastalığı kabul etmesi, tedavi sürecine uyması, hastalığın bedensel ve psikolojik gelişimine yapacağı zararlarla başa çıkabilmesi bu destekle daha kolay olacaktır. Aynı zamanda bu şekilde hastalıkla yaşamak zorunda kalan çocuğun anne babasının da psikolojik olarak desteklenmesi de tedavi sürecini kolaylaştıracaktır.

Dr. Reyhan Dikici Hasekioğlu

Koruyucu Ruh Sağlığında Aile Hekiminin Rolü

Ülkemizde sağlık sisteminin işleyişinde Aile Hekimliği kişilerin beden ve ruh sağlıklarının hayatlarının her dönemine kesintisiz ve bütüncül bir yaklaşımla takip edilmesi ve bedensel ve ruhsal olarak koruyucu hekimlik hizmetinin verilebilmesini hedeflemektedir. Aile Hekimi doğum öncesi dönemden başlayarak, yeni doğan, çocuk, ergen, erişkin ve yaşlı olmak üzere her yaş grubunda bireye koruyucu sağlık hizmeti vermekle yükümlüdür. Aile hekimleri hayatin her döneminde ortaya çıkabilecek psikiyatrik rahatsızlıkların erken tanı ve tedavi ve yönlendirmesinde çoğu kez ilk başvurulan kimsedir. İstanbul aile hekimliği sistemine geçişi en geç olan illerden biri. Şu an İstanbul’da bulunduğum ilçede 7 yılı aşkın süredir aynı birimde çalışıyorum… Bana kayıtlı yaklaşık 4000 kişilik bir nüfus var. Genelde bir ailenin tüm üyeleri bir hekime kayıtlı. Hatta o bölgede yaşayan anneanneler-babaanne-dedeler de ayni hekimde kayıtlı olabiliyor. Bu bize aileyi yakından tanıma şansı veriyor. Bu kadar uzun süreli bir ilişkide eğer hastanızı dikkatli dinler, size geliş nedenlerini anlamaya çalışırsanız-arada belli bir güven bağı bu süreç içinde doğal olarak oluşuyor. İnsanlar ruhsal sorunlarını ancak güvendikleri kişilere açarlar. Aile hekimi olarak bu güveni oluşturabilirseniz her yaşta hastanızın ruhsal sıkıntılarında profesyonel yardım almak için başvurabileceği kişilerden biri sizsiniz.

Bu ön bilgiden sonra Aile hekiminin görevi her yaş grubunda nedir? Koruyucu Ruh Sağlığı bağlamında bu yaş gruplarında aile hekimi ne yapmalıdır? Aile Hekimi ile diğer ruh sağlığı çalışanları nasıl birlikte çalışabilir onlara değinmek istiyorum.

Sağlıklı beden gelişiminde bebeklik döneminde anne sütü verilmesi, sağlıklı beslenme ve aşılama gibi koruyucu sağlık hizmetleri önemi bilimsel olarak kabul edilmiş ve bu yönde uygulamalara geçilmişse; sağlıklı bir ruhsal yapının oluşumunda da doğum ve sonraki ilk 36 ayında bebeğin anne ve bakim veren diğer kişiler ile ilişkisinin önemi yadsınamaz bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Bu bağlamda Aile Hekimi ve hemşiresi düzenli olarak doğum öncesi ve sonrasında anneyi ve bebeği takip etme imkanına sahip yegane sağlık personelidir. Doğum sonrası lohusalık döneminde yapılan ev ziyaretleri ve takipler hem annenin doğum sonrası ruhsal sağlığını takip etme amacına hizmet etmekte hem de anne ile bebek arasında kurulan anne- bebek ilişkisini ev ortamında gözlemleme ve anne ile yeni doğan arasında sağlıklı ruhsal bağlanmanın önemini hakkında anneye ve aileye bilgi verme şansını vermektedir. Bu dönemde anne de ki postpartum depresyon vakaları erken dönemde tespit edilir anneye eğitim verilerek ve gerektiğinde uzman bir hekime yönlendirilerek ayrıca eş ve ailedeki destek verebilecek yakınlarına bu durumda anneye verecekleri desteğin önemi kadar bebeğin bakımının sadece fiziksek değil ruhsal olarak ta ne kadar önemli olduğu ihmal edilmemesi gerekliliği anlatılır. Anneyi ve bebeği birebir en az ayda bir takip eden Aile hekimliğinin bebeğin sağlıklı ruhsal gelişiminin temellerinin atıldığı bu dönemlerdeki etkisi, ayrıca bebeğin ilerleyen dönemlerde de sağlıklı ruhsal gelişimi sürdürmesinde aileye yönlendirme imkanı da vermesi bakımından da önemli. Aile Hekimlerine ve hemşiresine ayrıca verilebilecek eğitimlerle bu konunun önemi ayrıca gündeme getirilebilir.

Yaşamın ilk 36 ayında aile bebeği aşılarının yapılması ve fiziksel gelişimi takip amacı ile düzenli aile hekimine getirmek, aile hekimliği birimi de bu sürecin takipçisi olmakla yükümlüdür… Bu ziyaretler aile hekimine bebeğin ruhsal gelişimi yakından takip etme imkanı sağlar. Bireyin sağlıklı ruhsal gelişiminde bebeklik döneminin önemini bilen ilgili bir aile hekimi bu donemde bebek anne- bakim veren aile arasındaki ilişkiyi gözlemleyerek sadece otizm- konuşma bozuklukları gibi rahatsızlıkların erken tanılarını koymakla kalmaz aileyi ruhsal olarak daha sağlıklı çocuklar yetiştirmek konusunda bilgilendirebilir. Aile Hekimliklerinde verilen eğitimlerle özellikle otizm ve erken çocukluk cağı fiziksel istismarların daha erken fark edilip, yönlendirilmelerin yapılmasında yol alındığını gözlemliyoruz. Daha sonraki yıllarda da 18 yaşına kadar bebeklik- çocukluk ve ergenlik döneminde en az senede bir kez aile hekimi düzenli sağlık taramaları ile bireyi görmektedir. Ülkemizde hastalıklar- sağlık raporları gibi nedenlerle bu yaş döneminde her birey en az senede bir kaç kez aile hekimine muayene amaçlı gitmekte. Aile hekimliğine  kronik hastalıkları olanlar dışında en sık başvuranlar bu yaş grubu – yani hayatin ilk 18 yılı- içindekiler.

Çocukluk dönemi aile hekiminin çocuğu psikolojik gelişimi açısından dikkatli izlemesi gereken bir dönem, aileler bu dönemde genelde çocuklarındaki dikkat bozuklukları ve okuldaki uyumsuzlukları nedeniyle geliyorlar bize.

Ergenlik dönemi problemlerin – ergenlerin toplumla aile ile catışmalarının yoğun olduğu bir dönem. Çoğu kez hem ergen, hem aile size şikayetlerini farklı pencerelerden anlatıyor. Ergene nasıl yaklaşacağız? Ergenlikte rastladığımız problemlerde ne zaman kime yönlendirebiliriz? Aile hekimlerinin zaman zaman cevap bulmakta zorlandıkları sorular.  Bu yaş grubunun psikolojik sorunlarına adres göstermekte Aile Hekimlikleri desteklenmeli.

Yetişkin yaşlarda kadınların daha sık aile hekimini ziyaret ettiğini görüyoruz… Her türlü hastalıkta verdiğimiz reçetenin düzgün kullanılması, tedavide gerekli hayat tarzı değişikliğinin uygulanmaya geçirilmesinde hastanın kişilik özellikleri önemli. Tanı koyduğumuz fiziksel pek çok hastalığın tedavisinde hayat tarzı değişikliği tedavinin önemli bir ayağını oluşturuyor. Peki bu davranış değişiklerini nasıl oluşturabiliriz? Pek çok hastalıkta meslektaşlarımız reçetelerine bir de SSRI –antidepresive – eklemiş.

Bu ilaçların ne kadar kullanılacağı, yan etkileri takip edilmesi Aile Hekimi tarafından yapılıyor genelde. Bu noktada hasta terapiye ne zaman yönlendirmeli, nereye yönlendirilmeli?

60 yas üzeri kronik hastalıkların ilerlemesi ,yaşlanma ve eş-iş kaybı gibi problemlerin yoğun görüldüğü ve psikolojik şikayetlerin bunlara eşlik ettiği bir dönem.Toplumumuz yaşlanmakta, ortalama yaşam süresi artarken sağlıklı yaşlanma bedensel olduğu kadar, ruhsal anlamda da önem taşımakta. Alzheimer uzun süreli bakim gerektiren ve bakim verenin de psikolojik destek alması gerektiği hastalıklardan bir tanesi bu yaş döneminde.

Kısaca her yaş grubunda Aile Hekiminin sık rastladığı ruhsal hastalıklara değinmeye çalıştım. Ayrıca aile içi şiddet, çocukluk ve yaşlılık dönemi istismarları da Aile Hekiminin muayenelerinde akılda tutulması, dikkatli olunması gereken konular. Koruyucu ruh sağlığı anlamında her yaş grubunda Aile hekimi ile diğer ruh sağlığı çalışanları iletişim içinde bir arada çalışmaları sağlanabilirse koruyucu ruh sağlığı bağlamında yol kat edebiliriz diye düşünüyorum.

Uz. Psikiyatri Hemşiresi Gonca Günakan

Koruyucu Ruh Sağlığı Hizmetlerinde Psikiyatri Hemşireliğinin Rolü

Ruh sağlığı ve psikiyatrik hizmetler; koruyucu, tedavi edici ve rehabilite edici hizmetler olarak üç ana başlıkta gruplandırılır. Hastalara sunulan hizmetler, ayrı olarak sınıflandırılabilmesine karşın birbirleriyle etkileşimleri olan, birbirlerini geliştiren ve tamamlayan süreçlerdir. Tüm bu süreçlerdeki ana amaç, bireyin içinde yaşadığı toplumda mutlu ve uyumlu olmasını sağlayarak, ruhsal bozukluk ve hastalıkları önlemek, korumak olarak ifade edilebilir. Ruh hastalıklarından korunmada sağlık eğitimi ve danışmanlık yapabilen Psikiyatri Hemşireliğinin amacı, Hastaların kendileri ve çevreleri ile olan iletişim ve ilişkilerinin sağlıklı olmasında yardım etmek, onları toplumsal yaşama yeniden dönebilecek duruma gelmelerinde ve tedavinin olumlu yönde sonuç vermesinde, ayrıca toplum ruh sağlığının korunmasında rol almaktır. Ülkemizde koruyucu hizmetlerde psikiyatri hemşirelerinin rol ve sorumlulukları, Koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinde ekip çalışmasının önemi ve avantajları ele alınacaktır.

Psk. Dan. Nihal Canpolat

Koruyucu Ruh Sağlığı Bağlamında Önleyici Rehberlik

Koruyucu ruh sağlığının hizmet alanlarından biri olan psikolojik danışmanlık, özellikle eğitim kurumlarında büyük oranda uygulanan bir hizmettir. Okullardaki ruh sağlığı hizmetlerini birincil olarak gerçekleştirmeye çalışan profesyoneller okul psikolojik danışmanlarıdır. Son yıllardaki gelişmeler dikkate alındığında, okullardaki psikolojik danışma ve rehberlik servislerinde gelişimsel, çare bulucu ve önleyici hizmetlerin de verilmesi gerekmektedir.
            Ruh sağlığı hizmetleri kapsamında problem alanlarını, problem olan davranışları belirleyebilmek için; öncelikle kişinin geçmişiyle ilgilenmek gerekmektedir. Probleme neyin sebep olabileceği ve problemin şimdiki durumu irdelenebilir. Probleme ilişkin yapılan bu çalışmaların sonucunda geleceğe ilişkin çıkarsamalarda bulunmak mümkün olacaktır. Buradaki en önemli soru, problemlerin nasıl ortadan kaldırılabileceğidir. Dolayısıyla problemlerin nedenlerinin sağlıklı bir şekilde tespit edilmesi, problemlerin ortaya çıkmasını önleyici bir yaklaşımı da beraberinde getirecektir. Bu durum okul ruh sağlığı programlarının önleyici özelliğinin önemini vurgulamaktadır.

             Öğrenciler okula gelirken kendileriyle ilgili aile yapıları, sağlık durumları, kültürleri, öğrenme stilleri ve yetenekleri gibi, sayısız faktörü de beraberinde getirirler. Bütün bu etkenler bir şekilde ruh sağlığını etkilemektedir. Okullar öğrencilerin ruh sağlığını destekleyen alanlar olmalıdır. Okul yöneticileri, öğretmenler, okul psikolojik danışmanları öğrencilerin ruh sağlığına ilişkin ihtiyaçlarını karşılamada önemli bir yere sahiptirler. Bu nedenle, okullar gibi öğrencilerin bulundukları doğal ortamlarda, daha çok geliştirici ve önleyici yaklaşımı benimseyen ruh sağlığı servislerine ihtiyaç duyulmaktadır.

         Okul ruh sağlığı hizmetlerini desteklemek amacıyla okul psikolojik danışmanları tarafından öğrenci, öğretmen ve ebeveynlere konsültasyon hizmetlerinin sunulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Karşılaşılabilecek ruh sağlığı bozuklukları için uygun yönlendirme sisteminin oluşturulması ve bu sayede okul psikolojik danışmanının öğrencileri uygun yerlere yönlendirebilmeleri açısından diğer ruh sağlığı çalışanları ile iş birliği süreci olumlu etkiyecektir.

      Amaç insanların ruh sağlığının yerinde olması, onların iyilik halini, iyi olma halini arttırmak ise ruh sağlığı uzmanlarının bir ekip olarak çalışması ve insanlığa birlikte omuz omuza çalışması inanıyorum ki olumlu sonuçlar getirecektir.

Psk. Dan. Derya Kanadlı

Neden Önleyici Psikolojik Danışma ve Rehberlik

Myrick’e (1993) göre PDR hizmetlerinin 4 temel işlevi/yaklaşımı; Çare bulucu-iyileştirici-tedavi, Krize müdahale edici, Gelişimsel (1960), Önleyici (1980) Rehberlik şeklindedir. Önleme çalışmaları farklı araştırmacılar tarafından farklı şekillerde tanımlanmıştır. Örn: Caplan (1964), önleyici yaklaşımları temel, ikincil ve üçüncül önleme olarak üçe ayırmış ve temel önleme çalışmalarını hepsinin atası olarak kabul etmiştir. Temel Önleme toplumdaki tüm sağlıkla ilgili bozuklukların olmasını ya da tekrarlanmasını azaltmaya yöneliktir.(problem yok). Henüz etkilenmemiş kişileri hedefler. Örn: İlköğretim 1.kademe okul psikolojik danışmanı, çocukların eninde sonunda tutum ve değerlerini sorgulayacakları durumlarla karşılaşacaklarını düşünerek; çocukların duygularının farkına varacakları, başkalarını daha kolay anlayabilecekleri bir program uygulama koyar. Ya da lise düzeyinde meslekler, cinsellik vb bilgi verilerek doğru seçimler yapmalarına yardımcı olunabilir. (şiddet, bağımlılık, teknoloji, psikososyal, aile eğitimleri). İkincil Önleme henüz olmuş olayların süre ve sayı olarak yayılmasını engellemeyi amaçlar.(problem var, ilerlemesin). İlk sorunlar görüldüğünde gerçekleştirilir. Örn: Duygu ve düşüncelerini rahatlıkla ifade edemeyen, başkalarına hayır diyemeyen ergenlerden seçilen bir gruba (düşük atılganlık skoru nedeniyle) arkadaş baskısına karşı koyma becerileri öğretilir. (Hayır eğitimi). Bu sayede sigara-alkol gibi madde tüketimine karşı ikinci düzey önleme yapılmış, tüm okulla değil okuldaki riskli grupla çalışılmış olur.  Üçüncül Önleme sorunların sonucunda oluşan bozuklukların, eksikliklerin azaltılmasını amaçlar(problem ilerlemiş, son anda müdahale). Geleneksel tıbbi modellere yakındır. Çare bulucu-iyileştirici-tedavi işlevle arasındaki fark belirgin değildir. Örn: madde kullanımı rehabilitasyon programından sonra okula tekrar başlayan öğrenciye verilen destek hem tedavinin bir parçası hem de üçüncü düzey önleme çalışmasıdır.

Önleyici eğitim programları olası riskli davranışı önlemek ve/veya istenilmeyen bir davranışı ortadan kaldırmak; istendik davranışları artırmak için amacıyla planlanan programlardır. Önleme çalışmalarına başlamadan önce dikkat edilmesi gereken bazı noktalar şu şekilde sayılabilir; kişinin ihtiyaçlarının belirlenmesi, kültürel özellikleri dikkate alma, yaygın görülen sorunların ve davranışların tespit edilmesi, kişisel, sosyal, çevresel ve kurumsal kaynakların belirlenmesi gerekir. Aynı zamanda işbirliğine yatkın iyi bir ekip oluşturulmalıdır. Bu ekip içerisinde; öğretmen ve yönetici desteği, akran desteği, aile desteği, çevresel koşullar kurum/kuruluşlarla işbirliği, disiplinler arası yaklaşım diğer meslek gruplarıyla da etkileşim halinde olunmalıdır. İş birliğine yatkın ekip oluşturulmasından sonra; iyi bir planlama ve uzun süreli eğitimler, tek bir beceri yerine birden fazla beceriyi geliştirecek etkinlik/programlar, dolaylı önleme çalışmalarını da birlikte planlama gibi çalışmalar yapılabilir.

Önleme çalışmaları sadece eğitim sisteminde kullanılmamaktadır. Ancak yine de en etkili önleme çalışmaları eğitim kurumlarında yapılmaktadır. Önleme çalışmalarının okullarda verilmesinin temel faktörleri, erken yaşta sunulan hizmetlerin yetişkinlik hayatına transferinden dolayı ve daha etkili olması için çocuklara, ergenlere ve genç yetişkinlere önleyici PDR çalışmaları yapılmaktadır. Önleme çalışmaları ne kadar erken yaşta başlarsa bireylerin direnci daha az olacak ve sunulan hizmetin niteliği artacak, toplumda daha güçlü bireyler/yetişkinlerin sayısı artacaktır.  Okullarda yapılan önleme çalışmalarının amacı öğrencilerin gelişim dönemleri ya da çevre koşulları doğrultusunda karşılaşabilecekleri risk durumlarına yönelik güçlendirmektir.

Psk. Dan. Ahmet Soylamış

Okul, Aile ve Çocuk Üçgeninde Psikolojik Danışmanın Görev ve Çalışmaları

Okullardaki ruh sağlığı hizmetlerini birincil olarak gerçekleştirmeye çalışan profesyoneller okul psikolojik danışmanlarıdır. Okullardaki psikolojik danışma ve rehberlik hizmetlerinin yürütülmesi konusunda okul psikolojik danışmanlarının önemli görev ve sorumlulukları bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı okullarda görev yapan psikolojik danışmanların, okul, aile ve çocuklarla yaptığı çalışmaların ele alınması ve değerlendirilmesidir. Okullarda psikolojik danışmanlar çocuklar ile çalışmalar yaparken ailelerle de çalışmakta, içinde bulundukları aile ortamını da dikkate almak zorundadır.  Okullarda yapılan psikolojik danışma ve rehberlik çalışmalarında okulu, aile ve çocukla yapılan ortak çalışmalar ile problemlerin çözümü daha kalıcı olmaktadır. Psikolojik danışmanlar aile eğitimleri, bireysel görüşmeler ile ailelere ulaşmaya çalışmaktadır.

Uz. Psk. Yasemin Öztürk

Çocuk ve Ergen Terapilerinde İyileşmede Ailenin Gücü

Aile, bireylerin psikolojik işlevselliği ve sosyalleşme aracı olarak önemli bir ortamdır. Aile üyeleri arasındaki etkileşim hem bireyi hem de ailenin yapısını etkilemektedir. 1950’lerde Amerika’da psikolojik sorunları olan hastaların tedavisine aileleri dahil edildiğinde iyileşmenin etkisinin arttığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda aile yapıları ve aile içi iletişimle ilgili yapılan çalışmalarda, aile terapilerinin alt yapısının Sistem Yaklaşımı’ndan etkilendiği görülmüştür. (Erenel, 2010)

Sistem Yaklaşımı toplumun sistemlerden meydana geldiğini bu sistemlerin bir araya gelerek toplumu oluşturduğunu savunur (Cihan ve Karakaya, 2017). Sistem yaklaşımına göre sistemin bütünü parçaların toplamından daha kıymetlidir.

Aile bir sistemdir ve ailenin üyeleri ailenin birbirine bağlı parçalarıdır. Sistemdeki her şey sistemin içindeki başka bir şeyle ilişkilidir. Sistemin bir parçasındaki değişim tüm ilişki ağını değiştirmektedir.

Sistemik Aile Terapisti Virgina Satir bununla ilgili şöyle der: “Her parça diğer parçalarla öyle bir ilişkilidir ki, birinde meydana gelen değişim bütün diğerlerinde değişim meydana getirecektir (Satir, 1983).

Buna göre, bir üyenin davranışı, diğer tüm üyelerin davranışlarıyla ilişkili ve onlara bağlıdır.  Bir aileyi bir sistem olarak ele alabilmek için tek tek bireyler arasındaki bağlantıları ve birbirlerine nasıl tepki verdilerini ve hizalandıklarını görmemiz gerekir. Ailedeki her bir birey bir bütünün bir parçası ve aynı zamanda bütün bir ögedir. Ailedeki x kişisi kendine özgü benzersizliğinin yanı sıra aynı zamanda ailenin bir parçasıdır (Richter,1985).

Bu bağlamda çalışmamızda çocuk-ergen terapilerinde ailenin iyileştirici gücü Sistemik Aile Terapileri açısından ele alınacaktır. Terapide sanat çalışmalarının aile bireyleriyle kullanımına dair örnekler paylaşılacaktır.

Psk. Dan. Esma Kılıç

Oyun Terapisinde Aile ile Çalışmak

Terapötik süreçte araç olan ’’oyun terapisi’’ danışanın içsel duygularını deneyimlemesini kolaylaştırmak için kullanılır. Oyun, çocuk- ebeveyn ilişkisinde çocuklara gerek fiziksel gerek güvenli bağlanmayı teşvik eden kritik gelişimsel deneyimler sağlar (Davies, 1999).

Oyun terapisi sürecinde ebeveynlerin etkisi çok önemlidir. Oyun içinde ebeveyn- çocuk arasındaki ilişki terapi sürecine etki etmektedir. Bu etki bazen olumlu ilerlerken bazen de olumsuz olabiliyor. Burada yaşanan sorunların başında kendi yaşadığım deneyimler içerisinde ebeveynle terapistin işbirliği kavramından bahsetmek istiyorum. Terapi sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için terapist ve aile işbirliği içinde olmalıdır. Bu işbirliği sürecinde zaman kavramı, verilen tavsiyelerin uygulanması, ev ödevlerini yerine getirilmesi, ebeveynlerin oyun terapisi sürecine katılmaları ve oyun terapisine olan ihtiyacı kabul etmeleri gerekmektedir.Bunları kısaca detaylandırırsak;

Zaman kavramında ebeveynlerin seansa geç kalma durumları vardır.

Tavsiyelerin uygulanmasında seans içerisinde gelişen ve ailenin haberdar olması gereken konular ve yapılması gerekenler bulunmaktadır.

Ev ödevlerini yerine getirme ile ilgili çocuk-ebeveyn oyun terapisinde bazı ev ödevleri verilir. Bunlar video izleme, ebeveyn-çocuk seansını video kaydı tutmak, çocuğun ihtiyacına göre sınır koyma, duygu çalışmak vb. ödevlerin uygulanmasıdır.

Ebeveynlerin oyun terapisi sürecine katılmaları noktasında ise oyun bazı aileler için ’’ profesyonel’’ olarak görülmediğinde ve aile bireylerinin dirençli olması durumunda, oyun terapisinin terapötik kullanılırlığı anlatılır.

Oyun terapisine olan ihtiyaçta bazen aileler bir seans sonrasında sorunun çözülmesini, problem bir davranış getirip bunun oyun terapisiyle çözülmeyeceğini ve problemi anlatıp aslında çok önemli bir şey olmadığına dair biz terapistlerden onay alıp terapiyi sonlandırmayı veya hiç başlamamayı seçebilirler. Büyüme sürecinin bir noktasında çocukların bir çoğu yaşam süreciyle başa çıkmada zorluk yaşarlar veyahut ailelerini veya öğretmenlerini tedirgin eden davranışlar sergilerler. Bu tedirgin verici davranışlar durumunda aile veya öğretmen baş etmede zorlanırsa çocuğa yardım için oyun terapisi önerilir ve bu durum aileye izah edilir.

Uz. Psk. Utku Arat

Özel Gereksinimli Bireyler ve Bir Diğer Özel Gereksinim Olarak RAM’larda Koruyucu Ruh Sağlığı Çalışmaları

Eğitim-öğretim kurumlarındaki rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesine ilişkin her türlü çalışmalarla birlikte özel gereksinimli bireylerin tanılanmaları ve bu bireyler ile ailelerine yönelik rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri, rehberlik ve araştırma merkezlerince yürütülmektedir.

Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde, Özel Eğitim Hizmetleri alanında tanılama, yönlendirme ve izleme sürecindeki çalışmalar ile rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri kapsamında yürütülen çalışmalar, koruyucuyu ruh sağlığı hizmetleri açısından önemli bir yere sahiptir.

Koruyucu Ruh Sağlığı çalışmaları toplumun her kesiminden çocuk, genç, yetişkin tüm bireyleri ve yaşamın birçok alanını ilgilendirdiğinden milli eğitim bakanlığı, sağlık bakanlığı, adalet bakanlığı, aile çalışma ve sosyal hizmetler bakanlığı, üniversiteler vb. çok sayıda devlet kurumu, meslek örgütü ve sivil toplum kuruluşu bu kapsamda çalışmalar yapmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından eğitim-öğretim faaliyetlerinin yanı sıra toplum ruh sağlığının korunması ve psikososyal yönden sağlıklı gelişimin desteklenmesi konusunda yalnız öğrencilere değil, anne-baba, eğitimci ve eğitim yöneticileri gibi okul sistemi içinde yer alan tüm bireylere yönelik faaliyetler yürütülmektedir. Bu açıdan bakıldığında yaklaşık 20 milyon öğrenci ve ailesine hizmet veren milli eğitim bakanlığı, koruyucu ruh sağlığı kapsamında çalışmalar yürüten tüm paydaşlar arasında ulaşılabilirlik oranı en yüksek olan kurumlar arasındadır. Rehberlik ve Araştırma Merkezleri de milli eğitim bakanlığına bağlı bir resmi kurum olarak, koruyucu ruh sağlığı hizmetleri kapsamında çalışmalar yapmaktadır.

Bu bağlamda tüm ruh sağlığı profesyonelleri ve koruyucu ruh sağlığı kapsamında çalışmalar yürüten kurum ve kuruluşlar arasında iş birliği yapılması, ortaklaşa çalışmalar ve projeler yürütülmesi, kişilere hizmet veren farklı disiplinler arası eşgüdümün sağlanması; bireylerin koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinden bütüncül bir şekilde faydalanması ve en nihayetinde toplum ruh sağlığı adına son derece önem arz etmektedir.

Uz. Psk. Dan. Songül Çavdar

Özel Gereksinimli Bireyler ve Bir Diğer Özel Gereksinim Olarak RAM’larda Koruyucu Ruh Sağlığı Çalışmaları

Eğitim-öğretim kurumlarındaki rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesine ilişkin her türlü çalışmalarla birlikte özel gereksinimli bireylerin tanılanmaları ve bu bireyler ile ailelerine yönelik rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri, rehberlik ve araştırma merkezlerince yürütülmektedir.

Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde, Özel Eğitim Hizmetleri alanında tanılama, yönlendirme ve izleme sürecindeki çalışmalar ile rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri kapsamında yürütülen çalışmalar, koruyucuyu ruh sağlığı hizmetleri açısından önemli bir yere sahiptir.

Koruyucu Ruh Sağlığı çalışmaları toplumun her kesiminden çocuk, genç, yetişkin tüm bireyleri ve yaşamın birçok alanını ilgilendirdiğinden milli eğitim bakanlığı, sağlık bakanlığı, adalet bakanlığı, aile çalışma ve sosyal hizmetler bakanlığı, üniversiteler vb. çok sayıda devlet kurumu, meslek örgütü ve sivil toplum kuruluşu bu kapsamda çalışmalar yapmaktadır.

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından eğitim-öğretim faaliyetlerinin yanı sıra toplum ruh sağlığının korunması ve psikososyal yönden sağlıklı gelişimin desteklenmesi konusunda yalnız öğrencilere değil, anne-baba, eğitimci ve eğitim yöneticileri gibi okul sistemi içinde yer alan tüm bireylere yönelik faaliyetler yürütülmektedir. Bu açıdan bakıldığında yaklaşık 20 milyon öğrenci ve ailesine hizmet veren milli eğitim bakanlığı, koruyucu ruh sağlığı kapsamında çalışmalar yürüten tüm paydaşlar arasında ulaşılabilirlik oranı en yüksek olan kurumlar arasındadır. Rehberlik ve Araştırma Merkezleri de milli eğitim bakanlığına bağlı bir resmi kurum olarak, koruyucu ruh sağlığı hizmetleri kapsamında çalışmalar yapmaktadır.

Bu bağlamda tüm ruh sağlığı profesyonelleri ve koruyucu ruh sağlığı kapsamında çalışmalar yürüten kurum ve kuruluşlar arasında iş birliği yapılması, ortaklaşa çalışmalar ve projeler yürütülmesi, kişilere hizmet veren farklı disiplinler arası eşgüdümün sağlanması; bireylerin koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinden bütüncül bir şekilde faydalanması ve en nihayetinde toplum ruh sağlığı adına son derece önem arz etmektedir.

Uz. Psk. Sümeyye Geçimli

Çocuk Koruma Kanunu Perspektifinde Koruyucu Ruh Sağlığına Bakış

18  yaşını doldurmamış korunma ihtiyacı olan çocuklar ile suça sürüklenen çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5. Maddesi’nin A) bendi gereğince alınan Danışmanlık Tedbir Kararı, Çocuğun ailesi yanında korunmasını sağlamak veya çocuk hakkında verilen tedbir kararlarının uygulanması sırasında onu ve bakımından sorumlu olan kimseleri desteklemek ya da uygulanması muhtemel tedbirler hakkında bilgilendirmek amacıyla uygulanır.

Danışmanlık tedbirlerinin kapsamı, çocukların bedensel, zihinsel, psiko-sosyal, duygusal gelişimini desteklemek, okul, aile ve sosyal çevresi ile uyumunu güçlendirmek ve yeteneklerine uygun bir meslek sahibi olarak hayata hazırlanmalarını sağlamak amacıyla okul başarısızlığı, okuma yazma bilmeme, okul devamsızlığı, gibi eğitim sorunlarının çözümüne yönelik faaliyetler ve okul başarısını artırma; madde kullanımı, davranış bozukluğu, cinsel istismar, ergenlik sorunları, öfke kontrolü, sosyal beceri sorunu, aile içi iletişim problemleri, ailede parçalanma, ailede çocuğun değeri konusunda yeterli duyarlılığın olmaması, ailenin göçe bağlı sorunları, gibi konularda korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocuğu, aileyi ve çocuğun bakımından ve eğitiminden sorumlu kişileri bir arada sistematik bir şekilde ele alan, suç ve mağduriyetin tekrarlanmasını engellemek üzere riskleri ve koruyucu önlemleri değerlendiren ve normal gelişimi destekleyen, müdahale eden, psiko-sosyal ve eğitsel destek hizmetleri olarak uygulanır.

Psk. Dan. Ahmet Kara

Yeşilay’ın Koruyucu Ruh Sağlığı Çalışmaları

Bağımlılık, artan bir kullanım oranı ve çeşitlilik ile her yaştan insanımızı tehdit etmektedir. Genç neslin önleyici ve koruyucu hizmetlerle desteklenerek tütün, alkol, uyuşturucu madde, teknoloji ve diğer tüm bağımlılıklarla mücadele kapsamında okullarda ve ulusal düzeyde bilinç oluşturulması önem arz etmektedir.     

1920’den bu yana bağımlılıkla mücadele eden Türkiye Yeşilay Cemiyeti, Türkiye’de yürütülen önleme çalışmalarındaki eksikliklerden ve önleme çalışmaları konusundaki güncel bilimsel uygulamalardan yola çıkarak toplumun tüm katmanlarını bağımlılıkla mücadele konusunda mobilize etmek için okul ve aile tabanlı yöntemleri bir araya getirerek toplum tabanlı bir mücadele başlatmak adına Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programını (TBM) geliştirmiştir.

TBM, ülkemizin sosyolojik yapısı, ihtiyaçları ve mevcut eğitim sistemi göz önüne alınarak bağımlılıklarla mücadelede etkin bir eylem planı olarak hayata geçirilmiştir.

“Türkiye Bağımlılıklarla Mücadele Eğitim Programı (TBM)” ülkemizde yaşayan çocuk ve gençlerin daha güvenli ve sağlıklı bir hayat sürdürmelerine katkıda bulunmak amacıyla yeni neslin bağımlılıklarla ilgili bilinç düzeylerini arttırmayı hedeflemektedir.

Program, bağımlı olmayan bireylerin bağımlılık sürecine girme riskini en aza indirecek, evrensel temelli bir eğitim programıdır.

Bu eğitim programı ile sigara, alkol, uyuşturucu madde, teknoloji gibi çeşitli bağımlılıklarla ilgili olarak başta çocuklar ve gençler olmak üzere toplumun genelinde farkındalığın arttırılması ve bu maddelerin kullanımının bilgi ve bilinçle önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. 

Türkiye’de ilk defa bağımlılıkla mücadele de bu kadar büyük hedef kitleye hitap eden bir program meydana getirilmiştir. Bu program konu alan uzmanlarının desteği ile ülkenin sosyolojik yapısı, ihtiyaçları ve mevcut eğitim sistemi göz önüne alınarak tüm Türkiye’de uygulanabilecek bir şekilde geliştirilmiştir.

Eğitim programında kullanılan tüm içerikler Yeşilay Bilim Kurulu’nun da içinde bulunduğu profesyonel bir uzman kadrosu tarafından bilimsel temelli yaklaşım ile her yaş seviyesine uygun, bilimsel, kanıta dayalı ve modüler olarak hazırlanmıştır.

TBM bağımlılık konusunda yeni nesil eğitim araçlarını kullanarak özelliklere çocuklara ve gençlere ulaşabilmeyi hedeflemektedir. Bu kapsamda, kitap ve etkileşimli içerikler geliştirilerek TBM’nin hedef kitle ile hem yüz yüze hem de uzaktan eğitim araçları ile iletişime geçmesi tasarlanmıştır.

Psk. Eyüp Eren

Koruyucu Ruh Sağlığı Hizmetlerinin Yerel Yönetimler Bağlamında Sağlanması

Koruyucu Ruh sağlığı Hizmetleri, Uzman Klinik Psikologlar ve Sosyologların çalıştığı iki farklı birimde verilmektedir.  Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Sosyal hizmetler Müdürlüğü’ne bağlı olarak 2014 yılında hizmet vermeye başlayan Beyaz Kalpler Eğitim Gelişim Merkezi; sosyal risk grubunda bulunan 12-18 yaş arasındaki çocukların psikososyal anlamda desteklenmesi böylece eğitim ve gelişimlerinin sağlıklı devam etmesini amaçlamaktadır. Beyaz Kalpler Projesi Türkiye’de önleyici sosyal hizmetler anlayışıyla uygulamaya alınan ilk projedir. Proje; sosyal adalet ve huzurun sağlanmasında, risk grubundaki çocukların yeniden hayata kazandırılmasında tüm yerel yönetimlere model olabilecek bir projedir. Beyaz Kalpler projesine dâhil edilmesi planlanan çocuklarla ilgili veriler yapılan saha çalışmaları ve eğitim kurumları, ÇODEM, Yetiştirme Yurtları, Kocaeli Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Bölümü ve Aile Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nden aldığımız bilgi ve yönlendirmelerle ulaşılmaktadır. Sosyal Risk grubunda yer alan, ergenlik problemlerini çözemeyen,  aile içi iletişim sorunları yaşayan, okul hayatında, uyum sorunu, devamsızlık ve akademik başarısızlık yaşayan, DEHB, OKB, depresyon, özgül öğrenme güçlüğü tanısı almış, özel öğretim öğrencileri, öfke kontrol sorunu yaşayan öğrenciler,  parçalanmış ailelere mensup çocuklar, bağımlılık riski taşıyan ve okul rehberlik servisinin takibinde olan öğrencilerdir. Bu öğrenciler okul rehber öğretmenlerinin yönlendirmesi ve uzman personellerin çalışmaları ve yaptıkları görüşmeler neticesinde tespit edilmektedir.

                    Proje kapsamında hizmet verilen 2 kategoride öğrenci grubu vardır. Birinci hedef kitle 15-18 yaş aralığında olan ergen grubudur. Bu grup örgün eğitim sisteminin dışında kalmış açık lise öğrencilerinden oluşmaktadır.  Hafta içi tam gün olarak uygulanan program kapsamında 4 ayrı branşta verilen mesleki eğitim (Mutfak, Barista, Elektrik ve Fitnes Antrenör Yardımcılığı) programı vardır. İkinci hedef kitle ise 12-14 yaş arası İlköğretim öğrencileridir.  Beyaz Kalpler Eğitim Gelişim Merkezinde uygulanan program kapsamında öğrencilere psikolog görüşmesi, aile danışmanlığı, sanat atölyesi etkinlikleri ve spor faaliyetleri yer almaktadır.

                 Ayrıca Barınma, Konaklama ve Sosyal Yardım Merkezi’nde kalan yardıma muhtaç barınma ihtiyacı bulunan kimsesiz vatandaşlarımıza, destek sağlanmaktadır. Bu kişiler; huzur evine başvurmuş sıra bekleyen, büyük bir kısmı engelli, hasta olan yoksulluk ve yoksunluk içerisinde bulunan kişilerdir. Kocaeli İline çeşitli sebepler ile gelmiş ancak barınma ihtiyacı olan misafirlere de geçici ve kalıcı olarak hizmet verilen bir merkezdir. Bu birimde belli bir süre kalan vatandaşlara bireysel danışmanlık ve aile danışmanlığı desteği sağlanmaktadır.

Araç çubuğuna atla